Ayrılık kaygısı: yapışkanlık mı, kaygı mı?
Kapıya yöneldiğim an ağlama başlıyor. Evde tuvalete bile tek gidemiyorum, kapının önünde bekliyor.

Kapının kolu ses çıkarır çıkarmaz çocuk koşarak geliyor. Siz ayakkabınızı giyerken bacağınıza sarılıyor, çantayı alınca ağlama başlıyor. Kapı kapandıktan on dakika sonra okuldan gelen mesajda “şu an gayet iyi, oyun oynuyor” yazıyor. Siz gün boyu o on dakikayı düşünüyorsunuz.
Bu sahne iki farklı şeyin işareti olabilir. Birincisi gelişimin beklenen bir dönemi. İkincisi gün içine yayılan, haftalarca aynı şiddette süren bir kaygı. İkisini ayıran şey ağlamanın yüksekliği değil, ne kadar sürdüğü ve çocuğun siz gittikten sonra ne yaptığı.
“Yapışkan” bir huy değil
Evde ve akraba sohbetlerinde ilk duyulan kelime genellikle bu oluyor: yapışkan. Kelime çocuğu bir karakter özelliğiyle tarif ediyor ve yapılacak bir şey bırakmıyor. Oysa kapıda olan şey bir huy değil, bir durum. Durumlar değişiyor.
Bu ayrımın pratik bir karşılığı var. Huy diye bakıldığında ev ikiye bölünüyor: bir taraf “şımartmayın, bırakın ağlasın” diyor, diğer taraf çocuğu yanından ayırmıyor. İkisi de aynı hatayı yapıyor, çünkü ikisi de ayrılığı çalışılabilir bir şey olarak görmüyor. Ayrılığa dayanmak öğrenilen bir beceri. Yürümek gibi, kaşık tutmak gibi, tekrarla ve kademeyle uzuyor.
Ne oluyor
Sekiz aylık civarında bebek, gözden kaybolan şeyin yok olmadığını anlamaya başlıyor. Bu yeni bilgi rahatlatıcı değil. Annenin ya da babanın başka bir yerde var olmaya devam ettiğini bilmek, onu aramayı da beraberinde getiriyor. Bebek artık kimin gittiğini biliyor ve geri istiyor.
Tepki genellikle on ile on sekiz ay arasında en yüksek noktasına çıkıyor, iki yaşta biçim değiştiriyor, üç yaşa doğru yumuşuyor. Bu aralıkta bırakma anındaki ağlama bir uyum sorunu değil, dönemin kendisi. İki yaşındaki çocuk artık ağlamakla kalmıyor; kapıyı tutuyor, ayakkabınızı saklıyor, “ben de geliyorum” diye pazarlık açıyor. Bunlar da aynı sorunun daha becerikli halleri.
Küçük çocukta bir de zaman problemi var. Üç yaşındaki çocuk “akşam gelirim” cümlesini saat olarak anlamıyor. Onun için “akşam” belirsiz bir yer. Ayrılığın ne kadar süreceğini kestiremeyen çocuk, süreyi değil sizin gitmenizi engellemeye çalışıyor. Dört ile altı yaş arasında yeniden bir artış görülebiliyor; okul, yeni bir bakıcı, kardeş doğumu ya da taşınma bu dönemi tekrar açıyor.
Ayrılığa ağlamak bağlanmada bir sorun değil, bağlanmanın kanıtı. Bakılacak yer ağlamanın şiddeti değil, ne kadar sürdüğü.
Normal olan, dikkat edilecek olan
Beklenen seyir:
- Bırakma anında ağlayıp siz gittikten sonraki çeyrek saat içinde oyuna dönmesi
- Yeni bir okulda ya da yeni bir bakıcıyla ilk iki hafta isteksizlik
- Hastalık, tatil ya da ev değişikliği sonrasında tepkinin bir süre artması
- Akşam yatarken yanında birinin oturmasını istemesi
Yakından bakmayı gerektiren tablo:
- Ağlamanın haftalarca ilk günkü şiddetinde sürmesi, gün içinde toparlanmaması
- Sabahları tekrar eden karın ağrısı, bulantı, bazen kusma
- Evin içinde bile sizden ayrı bir odada duramaması
- “Sana bir şey olursa”, “gelmezsen ne olacak” gibi soruların her gün sorulur hale gelmesi
- Doğum gününe, akrabaya, okul gezisine gitmeyi tümden reddetmesi
Ayrılık kaygısı sayfasında bu işaretleri yaş aralıklarıyla birlikte listeledik. Tek bir maddenin varlığı bir şey söylemiyor; bakılan şey maddelerin bir arada ve süreklilikle görülmesi.
Gece de bir ayrılıktır
Gün içinde iyi olan çocuğun akşam yatakta zorlanması sık rastlanan bir tablo. Uyku, çocuğun sizi gözden kaybettiği ikinci ayrılık. Işık kapanınca oda büyüyor, su isteme ve tuvalete kalkma başlıyor, çocuk gece yarısı yanınıza geliyor.
Buradaki çözüm mesafeyi bir anda kapatmak değil, kademeli azaltmak. İlk hafta yatağın kenarında oturun, ikinci hafta kapının yanındaki sandalyede, üçüncü hafta kapı aralık koridorda. Her akşam aynı sırayı izleyin. Odayı terk edip kapıyı kapatmak ile yatağa girip sabaha kadar kalmak arasında bu ara basamaklar var ve çoğu çocukta işe yarayan da bu basamaklar.
Evde ne yapılır
Kaçarak çıkmayın. Çocuk oyuna dalmışken sessizce çıkmak o sabahı kurtarıyor, ertesi sabahı bozuyor. Gittiğinizi fark eden çocuk bir dahaki sefere sizi gözüyle takip etmeye başlıyor ve bırakma daha da zorlaşıyor.
Ama dönüp geri de gelmeyin. Ağlama başlayınca kapıdan içeri dönmek, ağlamanın işe yaradığını öğretiyor. Veda bir kere yapılır. “Bir öpücük daha” ile uzayan ayrılık çocuğu rahatlatmıyor, ayrılığı büyütüyor.
Aynı veda cümlesini kurun. Kısa olsun ve her gün aynı olsun: “Öğle uykusundan sonra buradayım, hadi görüşürüz.” Cümlenin tekrarı çocukta bir tahmin oluşturuyor ve tahmin edilebilir şey daha az korkutuyor.
Dönüşü saatle değil olayla anlatın. “Beşte gelirim” yerine “meyve yedikten sonra gelirim”. Çocuk günü olaylarla ölçüyor; sizin döneceğiniz an onun gününde bir yere oturunca bekleme süresi kısalıyor.
Evde küçük ayrılıklar deneyin. Siz başka odaya geçin, sesinizi duyurun, iki dakika sonra dönün. Sonra beş dakika. Ayrılığa dayanma süresi tıpkı diğer beceriler gibi tekrarla uzuyor ve bunu zor olmayan bir yerde çalışmak gerekiyor.
Bir de kapıdaki telaşınız var. Çocuk sizin yüzünüzü okuyor; siz endişeli çıkarsanız bırakılan yerin güvenli olmadığını düşünüyor. Sabah rutini yazısında evden çıkış saatini rahatlatan adımları yazdık, çünkü acele eden bir sabahta sakin veda etmek zor.
Ne zaman başvurulur
Yeni bir düzene alışmak iki üç hafta sürüyor ve ilk günlerdeki geri gidişler bunun parçası. Ama ağlama üç haftayı geçtiği hâlde ilk günkü şiddetinde devam ediyorsa, çocuk siz gittikten sonra bir saat boyunca toparlanamıyorsa ya da sabahlar karın ağrısıyla, bulantıyla açılıyorsa mesele artık alışma süresi değil. Okula haftalardır hiç gidilemiyorsa bunu bir devamsızlık sorunu olarak ele almak zaman kaybettiriyor; bu tabloda beklemeyin.
Görüşmede önce iki haftalık bir kayıt istiyoruz: bırakma saati, ağlamanın süresi, çocuğun siz gittikten sonra ne yaptığı, gece kaç kez uyandığı. Tablo çoğu zaman o kayıtta görünüyor. Ardından veda biçimini, sabah rutinini ve okulla kurulan iletişimi birlikte yeniden düzenliyoruz; çocukla oyun temelli görüşmelerde ayrılığa dayanma süresini kademeli olarak çalışıyoruz. Ayrılık kapıda değil sizin içinizde zorlanıyorsa ebeveyn danışmanlığı bunun için var.
Denediğiniz hâlde tablo değişmiyorsa randevu sayfasından yazın. İki haftalık sabah notunuz ilk görüşme için yeterli.
Bu konuyu birlikte konuşalım
İlk görüşme yaklaşık 50 dakika sürer ve ebeveynle yapılır. Çocuğun katılacağı görüşme sonrasında planlanır.
Randevu alın