Tüm yazılar
EbeveynKaygı4 dakika okuma

Kaygılı çocuğa söylenmemesi gereken 5 cümle (ve yerine ne denir)

Ne söylesem olmuyor. Ağzımdan çıkan her cümle ya onu daha çok ağlatıyor ya da hiç duyulmuyor.

Bir yetişkinin eline uzanan küçük bir çocuk eli

Yatma vakti yaklaşıyor ve konuşma dünküyle aynı yerden başlıyor. Çocuk “yarın gitmek istemiyorum” diyor. Siz cevap veriyorsunuz, cevap işe yaramıyor, ikinci cümlenizde sesiniz biraz sertleşiyor. Yarım saat sonra ikiniz de yorgunsunuz ve siz kendi cümlelerinizi kafanızda geri sarıyorsunuz.

Aşağıdaki beş cümlenin hiçbiri kötü niyetle kurulmuyor. Hepsi çocuğu rahatlatmak için kuruluyor ve çoğu bizim de çocukken duyduğumuz cümleler. Sorun niyette değil, kaygının bu dili duymamasında.

Bu cümleler neden geri tepiyor

Kaygı bir alarm sistemi. Çocuk bir şeyi tehlikeli sayıyor, beden buna göre hazırlanıyor: kalp hızlanıyor, karın sıkışıyor, eller terliyor. Alarm çalarken beynin mantık yürüten kısmı kenarda bekliyor. Bu yüzden o anda verilen bilgi, ne kadar doğru olursa olsun içeri girmiyor. Çocuk sizi duymuyor değil; duyduğu şey alarmı kapatmıyor.

İkinci sebep tanınmayla ilgili. Duygusu küçültülen çocuk duygusunu bırakmıyor, büyütüyor. “O kadar da değil” cümlesini duyan çocuğun önündeki iş ikiye çıkıyor: hem korkuyla baş edecek, hem korktuğunu size kanıtlayacak. İkincisi genellikle daha yüksek sesle oluyor.

Kaygılı çocuk önce duygusunun tanındığını duymak istiyor. Tanınmayan duygu sesini yükseltiyor.

Beş cümle, beş karşılık

“Abartma, o kadar da değil.” Bu cümle ölçüyü sizin elinize alıyor, oysa ölçü çocuğun bedeninde. Yerine duyguyu adlandırıp ayrıntı isteyin: “Sana şu an gerçekten büyük geliyor. En zor gelen kısmı hangisi?” Ayrıntıyı anlatan çocuk, anlatırken korkuyu biraz küçültüyor.

“Büyüdün artık, bu yaşta korkulur mu?” Yaşı ölçü yapmak korkuya bir de utanç ekliyor; çocuk bundan sonra korktuğunu saklamayı öğreniyor. Yerine korkuyu yaştan ayırın: “Sekiz yaşında olmak korkmayacaksın demek değil. Korkunun yaşı yok, ama baş etme yolu var. Birini deneyelim mi?”

“Bak kardeşin korkmuyor.” Karşılaştırma korkuyu azaltmıyor, kardeşe karşı bir şey ekliyor. Yerine farkı olağanlaştırın: “Herkesin zorlandığı yer başka. Seninki karanlık, onunkiyse kalabalık.” Cümlenin sonunda kimsenin kaybetmediği bir tablo kalıyor.

“Tamam, gitme o zaman.” Yorgun bir akşamda en kolay cümle bu ve o akşamı gerçekten kurtarıyor. Ama kaçınılan her şey bir sonraki sefere daha büyük geliyor; kaygı kaçınmayla besleniyor. Yerine tamamını değil bir basamağını isteyin: “Gidiyoruz, ama tamamına kalmıyoruz. İlk yarım saat duralım, sonra karar veririz.”

“Sakin ol.” Sakinleşmek bir emirle yapılabilen iş değil, çocuk da bunu yapamayınca bir kez daha başarısız oluyor. Yerine bedene somut bir iş verin ve onunla birlikte yapın: “Elini karnına koy. Benimle dörde kadar say, sonra uzun uzun ver.” Söylenen değil, birlikte yapılan şey alarmı yavaşlatıyor.

Beş cümlenin ortak noktası şu: hepsi duyguyu tartışmaya açıyor. Yerine geçen cümleler duyguyu tartışmıyor, ne yapılacağını konuşuyor.

Bir de zamanlama var. Yeni cümleler ağlamanın en yüksek olduğu dakikada da işe yaramıyor. O dakikada söylenecek şey kısa: “Buradayım, geçecek.” Konuşma, nefes sakinleştikten sonra açılıyor. Aynı şey sabah kapıda da geçerli; kapının önü konuşma yeri değil, o konuşma bir akşam önceden yapılıyor.

Beklenen olan, yakından bakılacak olan

Bu tablo beklenen aralıkta:

  • Üç ile altı yaş arasında karanlık, hayvan ve yalnız uyuma korkusu
  • Okul çağında hastalık ve kaza sorularının bir dönem sıklaşması
  • Yeni bir ortama girerken birkaç günlük gerginlik
  • Sınav, gösteri ya da maç öncesinde karın ağrısı

Yakından bakmayı gerektiren tablo:

  • Korku yüzünden daha önce yaptığı bir şeyi tümden bırakması
  • Aynı sorunun her gün, günde birçok kez sorulur hale gelmesi
  • Gece uyanmalarının ve kâbusların sıklaşması
  • Baş ağrısı, karın ağrısı ve çarpıntının tekrar etmesi

Korkular ve kaygı sayfasında bu işaretleri yaş aralıklarıyla birlikte listeledik. Tek bir maddenin bulunması bir şey söylemiyor; bakılan şey maddelerin bir arada ve haftalarca sürmesi.

Ne zaman başvurulur

Cümlelerinizi değiştirmek birkaç haftada fark yaratıyor. Ama korku dört haftadan uzun süredir her gün günlük hayatı daraltıyorsa, çocuk okula, doğum gününe ya da yatıya gitmeyi tümden reddediyorsa, sabahlar karın ağrısıyla açılıyorsa mesele geçici bir dönem değil. Fiziksel şikâyetler tekrar ediyorsa önce çocuk doktoruna görünün; ortada bir sebep bulunmuyorsa ikinci adım danışmanlık görüşmesi.

Görüşmede kaygının hangi durumlarda yükseldiğini birlikte haritalıyor, düşünce ile beden arasındaki bağı çocuğun yaşına uygun dille çalışıyoruz. Evde kurulan cümleleri de bunun içinde konuşuyoruz; ebeveyn danışmanlığının büyük kısmı zaten bu. Güvence verme alışkanlığının kaygıyı nasıl büyüttüğünü önceki yazımızda anlatmıştık.

Yeni cümleleri birkaç hafta denediğiniz hâlde tablo aynı kalıyorsa randevu sayfasından yazın.

Bu konuyu birlikte konuşalım

İlk görüşme yaklaşık 50 dakika sürer ve ebeveynle yapılır. Çocuğun katılacağı görüşme sonrasında planlanır.

Randevu alın